“Servis
olarak yazılım” ile “yazılım ile servisi” toplarsak sonuçları ne kadar denk olur ?
Önceki
yazımızda Cloud Computing e
değinmiştik ve son bölümünde Software as a Services e
bakmıştık bu yazımızda Microsoftun Software Plus Services mantığını inceleyip,
Azure a Microsoft tarafından nasıl gelindiğini
göreceğiz.
Önceki
yazımda deyinmiştim Cloud Computing mantığına, eğer Clod Computing ile ilgili soru işaretleriniz varsa bu yazıyı
okumanızı öneririm, ancak kısaca Cloud Computing işlemlerin, yazılımın, veri depolama alanının
merkezileştirilip, tek bir noktadan kullanıcıya sunulması ve kullanıcının
sadece kullanacağı kaynaklar ile ilişkilendirilip, buna göre ücretlendirmesi
adına altında toplayabiliriz. İşte Azure, Microsoft
un Cloud Computing sistemine
verdiği isimlendirme, Cloud Computing
ile ilgili kendi ürün gruplarını Azure temelinin
üzerine oturturuyor.
Azure mantığını incelemeden aslında önceki
makalede değindiğimiz Software as a Services
mantığını incelemek gerekiyor, makale de yine değinmiştik, Micorosft’un
Software as a Services dedilen
mantığa kendi terminolojisinde Software Plus Services demiştir (http://www.microsoft.com/softwareplusservices/
) bu
mantığı aslında Microsoft uzun zamandır düşünüyor, dile getiriyordu, servis
olarak yazılım, yani yazılımı direk satın alacağınız ürün konumundan çıkartıp,
kullanabileceğiniz bir hizmet haline getirmeyi.
Aslında düşününce bu mantalite,
çok büyük değişiklikleri beraberinde getiriyor sadece ürünü alacak yada tükeceket (sonuçta her ürün tüketilir) kişiler olarak
düşünmemek gerekiyor, yeni bir çok yapılanma yeni bir sürü teknoloji ve yeni
bir sürü yazılım yöntemleri demek aslında bu.
Software Plus
Services i biraz daha masaya yatıralım Özellikle Web 2.0
ın evrimini tamamlaması ile
Software Plus Services
biraz daha parladı, peki Web 2.0 ile ne ilgisi var ki SPS in, hatta Web 2.0 ne
ki diye düşünüyorsanız aşağıda açıklamaya çalışayım.
1990 larda
Internet hayatımıza girmeye başladığında, web sayfaları sadece okunabilen ve
bilgi toplanabilen yerlerdi. Birisi (bir şirket bir kurum vs.vs.)
kendi bildiğini sizinle paylaşıyordu, aynen kitap okur gibi bu bilgileri
okuyarak öğreniyorduk. Ancak kimse bize sormuyordu acaba bu bilgiler doğrumu, beğendinizmi, yorumunuz var mı diye sadece okuyorduk. Tek
yönlü bir iletişim söz konusuydu, içeriği yayınlayan ile içeriği okuyanlar
arasında. İşte bu zamanlara Web 2.0 ın gelmesi ile Web 1.0 dedik geçtik, çünkü zaten geçmişte
kalmışlardı ve bizim asla bir adım geri de kalmaya tahamülümüz
olamazdı. Web 2.0 aslında halen yaşadığımız günümüz
dünyası diyebiliriz. Çünkü bir çok uygulama, kullandığımız bir sürü platform
halen Web 2.0 mantığı ile geliştirilmiş durumda. Web
Programcılığı başladığı zaman Web 2.0 da aslında atağa
kalktı, Web 2.0 ın genel mantığı iletişimin aslında
tek yönlü olmaktan çıkmasıydı, Web 1.0 ile sadece içeriği yayınlayan kurum bize
kendi bilgilerini iletirken Web 2.0 ile artık kullanıcılarda aktif rol oynayıp
kendi içeriklerini oluşturmaya ve bu içeriklerine ziyaretçi toplamaya
başladılar. Günümüzde bir sürü böyle uygulama var, en basiti aslında makalenin
yer aldığı yazgelistir.com, isteyen kişi yazar olup,
yazdığı makaleleri buraya ekleyebilir veiçeriği
okuyanlara sunabilir. (bu arada yazar olmak isterseniz soldaki linke tıklayın,
yeni yazarlar yeni renkler demek) Web 1.0 da insanlara
bilgi sunan makineler tekrar makine olarak kalmaya başladı ve artık daha
dinamik içerikler ile insanlarla bilgi sunan başka insanlar oluşmaya başladı,
(Eminim bir sürü blog takip ediyorsunuzdur, bir blog aslında Web 2.0 ın en güzel
örneklerinden bir tanesi, bknz. Benim blogum :
http://blog.cenkcaglar.com : ) Web 2.0 herkezin bilgi yaymasına izin
verdi, artık internette bir sürü bilgi var ancak bunlar artık çöplük olma
yolunda, Web 2.0 bize bir sürü
teknolojik yenilik getirdi, halada getiriyor ve işte bu teknolojik yenilikler
aslıda Web 3.0 ın alt yapısını oluşturdu.
Web 3.0 anlatmak aslında
biraz daha zor, nedeni ise 1.0 ve 2.0 ı yaşadık yaşıyoruz, ancak 3.0 daha
gelmedi ve aslında çerçevesi nasıl çizilecek tam olarak bilemiyoruz. Şimdiden
Web 4.0 konuşulmaya başlandı ancak bu tamamen biz IT cilerin doymak bilmememizden kaynaklanıyor. Web 3.0 da
neler var neler olacak, Web 3.0 aslında bir anlamda entegrasyon
dünyası olacak gibi gözüküyor, Web 1.0 ve 2.0 zamanlarından beri etrafta okadar çok sistem okkadar çok
yapı gelişti oluştu ki ve düşünün bu her bir yapıda da çok fazla bilgi var, çok
fazla içerik var, çok fazla önemli data var. Artık en büyük maliyetlerden biri dataların yeni sisteme aktarılması, yeni sistemin anlayacağı
hale getirilmesi olmaya başladı. işte Web 3.0 da
aslında servis temelli teknolojilerde buna imkan verecek yöntemler gelişmeler
olması bekleniyor, herşeyin küçük alt kümelere
ayrıldığını düşünün ve siz istediğiniz zaman bu küçük alt yapılar ile
istediğiniz şeyi oluşturabiliyorsunuz ve bu küçük alt yapılar (yani servisler)
birbirleri ile anlaşabiliyor, konuşabiliyor ve içeriği yada datayı iletebiliyor
gibi düşünün.
Web 3.0 dediğimiz gibi hala
çizgileri belli olmayan bir çerçeve içerisinde duruyor, ama en azından
tetikleyici güç belli, Servis mantığı. Düşünün bir blog
sitesi oluşturmaya çalışıyorsunuz, ihtiyacınız olan webde
yayınlama servisi data barındırma servisi ve biraz da
programcılık ile bu işlemleri yapacağınız bazı programcılık servisleri, bu
üçlüyü birleştirip bir blog ortamı
oluşturabileceksiniz. Bende belki sizin kullandığınız aynı üçlüye örneğin bir
de dışarı veri aktarma servisini alıp, bir chat odası
yapabileceğim.
Peki Software Plus
Services (SPS) nerede
duruyor, aslında SPS Web 2.0 ile Web 3.0 arasında duruyor. Artık insanlar (yani
Web 2.0 ile müşteriler) daha özelleştirilebilir, kendi
isteklerine uygun çözümler yazılımlar istiyor aynı zamanda bu insanlar işi
yapan kişiler olduğunda, daha rahat yazılım oluşturmayı bu yazılımı
paylaştırmayı ve kullandırtmayı istiyor. Gördüğünüz gibi pazarın ihtiyacı
değişiyor. Buna göre de SPS in stratejisi oluşuyor. Farklı tipteki yazılımların
birlikte çalışabildiği, bu yazılımları başka birisinin tuttuğu (barındırdığı)
ve sunduğu ortamlara doğru gidiyor. Microsoft un Live
Servislerini duymuşsunuzdur, Windows Live i herkez biliyordur zaten, Office Live,
BizTalk servisleri, .Net Servisleri, SQL Servisleri olarak gidiyor. Her bir
servis aslında bir ürün tipine ayit. Microsoft
bunları Live ve Online servisleri olarak ayırıyor.
Software Plus
Services mantığı aslında kendi devrimini bir şekilde
tamamladı diyebiliriz, servisler oldukça arttı ve Microsoft durmak bilmeden
yeni servisleri de devreye alıyor. Her ne kadar başlarda Software as a Services diye başladıysak da, Software Plus
Services mantığı SaaS dan bir adım önde olarak ilerliyor. SaaS
mantığı aslında biraz daha uygulamanın sunumu ile ilgili, Microsoft SPS de
biraz daha entegrasyon ve yeniliklerden bahsediyor.
Aslında en önemliside SPS
in geçirdiği, halende geçirmeye devam edeceği evrim, SPS Cloud
Computing işlemlerinin yapılması yolunda ilerliyor ve
Azure a dönüşüyor, tabiiki
SPS ölmeyecek ancak Azure olarak farklı bir çatallanma
ile de yoluna devam edecektir.
Bir sonraki yazımızda Azure
u göreceğiz, birleşenlerini inceleyeceğiz.
Herhangi bir sorunuz olursa bana mail
gönderebilirsiniz. Blogumdan gelişmeleri takip
edebilirsiniz.
http://Blog.CenkCaglar.Com